google-site-verification=PbL_5t5j-grNUlEnxPDPRb9h69cnQI7ks2lm5P-n88U
top of page

Doğum günün kutlu olsun Boccaccio

1348 yılında Avrupa’yı toplu ölümlerle sarsan veba salgını yaşanır. Veba salgınından kaçmak için bir araya gelen yedi genç kadınla üç genç erkek ‘gönüllerince yaşayarak gülüp eğlenmek aklın sınırları dışına taşmayan zevkler tadabilmek’ amacıyla, önce Fiesole dolaylarında bir evde, sonra da bir şatoda konaklarlar. Her gün (cumartesi ile pazar dışında) öğleden sonra, her biri bir öykü anlatır. Öykünün konusunu günün yöneticisi (kral ya da kraliçe) belirler. Birinci ve dokuzuncu günde ise, herkes istediği öyküyü anlatır. Böylece yüz öykü anlatılmış olur. Mutluluklar, gönül yaraları, kadın erkek ilişkileri, yerinde verilen yanıtlar, çıkar peşinde koşan din adamları, öykülerin başlıca konularını oluşturur. Her günün bitiminde yemek yenir, şarkı söylenir, dans edilir.

📖

Bu olay gerçekleşti mi bilmiyoruz. Ama bunu dünya edebiyatına aktaran biri oldu. 1313 yılında doğan Giovanni Boccacio, dünya edebiyatının ilk hikaye kitabı kabul edilen “Decameron”u yazı dili olarak Latincenin kullanıldığı 14. yüzyıl İtalya’sında halk ağzıyla yani İtalyanca yazmıştır.

📖

‘Decameron’ eğlendirici ve edebi yönünün ötesinde, 14. yüzyıl batı hayat tarzını anlatan tarihi bir belge olarak büyük önem taşır.

📖

1348-1351 yılları arasında yazdığı başyapıtı ‘Decameron’, gelişmekte olan Floransa burjuvazisinin, işleri nedeniyle sık sık uzak ülkelere giden kocalarının dönüşünü beklemekle ömür tüketen kadınları için yazılmıştır. Hümanizmin doğuşundan önce hümanizmi müjdeleyen ve skolastik düşünceye karşı muhalefet bayrağını açan ilk yapıtlardandır.

📖

Floransalı bir bankacının; evlilik dışı bir ilişkisinden doğan Boccaccio, bir süre de Napoli’de yaşamış, hukuk eğitimi almıştır. 1375’de ölen Boccacio’nun bugün doğum günü 🎂

📖

Meraklısına not: Hemen her yapıtı "başyapıt" sayılan Pier Paolo Pasolini, 1971 yılında Decameron’un sekiz öyküsünü bir araya getirerek bir film çekti. Il Decameron, Pasolini’nin izlenmesi en kolay filmlerinden biri olarak kabul ediliyor. Seçtiği hikayeler ile Boccaccio’nun tarzına uygun olarak hem cinselliği hem mizahı hem de eleştiriyi bir araya getiren Pasolini’nin asıl anlatmak istediği şey ise, Ortaçağ’da geçen bu insanların hayatı ile şimdiki dünya arasındaki benzerlik… Aynı kadın-erkek ilişkileri, aynı aldatmalar, insanların aynı şekilde birbirini kandırması, dolandırması, din adamlarının aynı yozlaşmışlığı, insanların dine karşı aynı iki yüzlülüğü, aynı sahtekarlık… Değişen sadece yüzyıllar, geriye kalan her şey ise yerli yerinde Pasolini’nin anlatımında…



0 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page