Fetih
- Ayse Bayvas
- 29 May
- 1 dakikada okunur
İstanbul’un kara surları, Orta Çağ’ın en kusursuz ve görkemli savunma sistemiydi. Tarih boyunca 28 kez kuşatılan bu devasa bariyeri 1453’e kadar aşabilen tek güç, 1204’teki Latin işgali olmuştu.
🗡️
5 Nisan 1453’te Sultan Mehmed’in teslim çağrısı, İmparator Konstantinus tarafından reddedildi. Surların önünde artık eşitsiz bir mücadele başlıyordu: Osmanlı’nın çağın ötesindeki şahi toplarına karşı, Bizans’ın aşılmaz surları ve Rum Ateşi vardı.
🗡️
Haftalar süren kuşatmada topların yıktığı surlar halk tarafından geceleri cansiperane örülüyor, yer altındaki tünellerde ise amansız bir savaş yürütülüyordu.
🗡️
Geceleri surların iki yakasından yükselen farklı dillerdeki dualar birbirine karışıyor; şehir halkı ikonalarla sur gediklerinde mucize bekliyordu.
🗡️
Osmanlı’nın son topyekun saldırısında, Bizans’ın efsanevi Cenevizli komutanı Giustiniani ağır yaralanıp alandan ayrılınca savunmanın ruhu kırıldı.
🗡️
Son ana kadar göğüs göğüse çarpışan İmparator Konstantinus da o mahşer yerinde hayatını kaybetti; cansız bedeni günler sonra sur kapısında, sadece imparatorların giyebildiği erguvan renkli çizmelerinden teşhis edilebildi.
🗡️
Konstantinopolis’in düşüşü genç bir padişahın askeri dehasıyla yazıldı; ancak tarih, surların arkasında son nefesine kadar şehri savunanların trajik direnişini de asla unutmadı.



Yorumlar