google-site-verification=PbL_5t5j-grNUlEnxPDPRb9h69cnQI7ks2lm5P-n88U
top of page

İnsan dehasının taşa kazınmış hali

İtiraf etmeliyim ki; fakültede Erken İngiliz Sanatı derslerine girerken aramız pek iyi değildi. Ancak mimari, benim için her zaman kalbimin bir köşesinde duran, hayranlık duyduğum bir disiplin oldu. Özellikle Gotik mimarinin o büyüleyici ruhu ve Fransız ile İngiliz ekolleri arasındaki o ince, karakteristik farklar beni her zaman cezbetmiştir.

🏛️

İngiliz Gotik mimarisinin en “aykırı” ve yaratıcı örneklerinden biri kuşkusuz Lincoln Katedrali’dir. 1090 yılında, Lincoln Kalesi’nin tam karşısında yükselmeye başlayan bu yapı, adeta küllerinden doğan bir anka kuşu gibidir. Önce büyük bir yangınla sarsılmış, ardından 1185 yılında İngiltere’de eşine az rastlanır bir doğa olayıyla —bir depremle— yıkılmıştır. Fakat bu yıkım, bugün hayranlıkla izlediğimiz o devasa sanat eserinin yeniden inşasına vesile olmuştur.

🏛️

Sıkı durun, burada gerçek bir dünya rekorundan bahsediyoruz: Katedralin kulesi 160 metrelik baş döndürücü yüksekliğiyle, 1311’den 1549’a kadar tam 238 yıl boyunca “Dünyanın En Yüksek Yapısı” unvanını elinde tuttu. Keops Piramidi’nin binlerce yıllık tahtını elinden alan ilk yapı olması, onun ne kadar iddialı bir mühendislik harikası olduğunun kanıtı.

🏛️

Lincoln Katedrali, döneminin tüm Gotik özelliklerini bünyesinde toplayan adeta bir “İngiliz İdeali”dir. Ancak onu asıl özel kılan, iç mekân örtüsündeki o dâhice dokunuşlardır. Lincoln’ün dünya mimarlık mirasına en büyük hediyesi, sınırları zorlayan ve estetiği zirveye taşıyan o meşhur tonoz işçiliğidir.

🏛️

Sizce de insan dehasının taşa kazınmış bu hali büyüleyici değil mi?




 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar


bottom of page