google-site-verification=PbL_5t5j-grNUlEnxPDPRb9h69cnQI7ks2lm5P-n88U
top of page

Sey Uşên

Bir kent, “deli”sini heykelini dikecek kadar sever mi? Eğer orası Tunceli ise, evet. Çünkü bu kadim topraklarda iyi bilirler ki; kimin deli, kimin veli olduğu bu dünyanın sığ terazisiyle ölçülmez.

⚖️

Resmi kayıtlarda adı Hüseyin Tatar’dı ama halk ona Sey Uşên (Şewuşen) derdi. Kureyşan aşiretine mensup olduğu için herkes onu “Seyit” mertebesinde görür, keramet sahibi kabul ederdi. Kimsenin ona “deli” demeye dili varmazdı; o bir divaneydi ama onurlu bir divane...

🥰

Sey Uşên dilenmez, kimseden para ya da paketle sigara kabul etmezdi. Sadece kalbi temiz olanların masasına teklifsizce oturur, yemeğini yer, içkisini yudumlardı. Konuşmayı pek sevmezdi; ama birinin bir derdi, bir muradı olduğunda verdiği cevapların gerçekleştiğine dair anlatılanlar bugün bile dillerdedir. Kar altında uyuyup donmayan, dünyevi hiçbir hırsı olmayan bu adamın sessizliği; aslında çocukluğunda tanık olduğu büyük bir acının, o derin kederin sessiz çığlığıydı.

🖤

Öyle kuvvetliydi ki hisleri, “Ben kolay kolay ölmem, beni ancak bir deli öldürecek” demişti. Dediği gibi de oldu... 1994 sonbaharında, sokakta huzurla uyurken, şizofreni hastası bir genç tarafından başına taşla vurularak aramızdan alındı. Cenazesine on binlerce insan katıldı; o gün Tunceli sadece bir figürünü değil, vicdanını uğurladı.

🖤

Ben onu kanlı canlı tanımaya yetişemedim ama hikayesini hep saygıyla dinledim. Eğer bu gizemli hayatın izini sürmek isterseniz, “İnsanın Deli Dediği” adlı belgeseli mutlaka izlemenizi öneririm.

🖤

Ruhu şad, toprağı gül olsun.


 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar


bottom of page