google-site-verification=PbL_5t5j-grNUlEnxPDPRb9h69cnQI7ks2lm5P-n88U
top of page

Tütsü

Uzun zamandır bu görsel üzerine düşünüyorum. Çok kubbeli bir kilise şeklindeki bu muhteşem gümüş yaldızlı tütsülük, muhtemelen Dördüncü Haçlı Seferi'nden (1204-1261) sonra Venedik'e ulaştı. 📍 Minyatür bir binada, tütsü yakılan bir iç bölüme ulaşım sağlayan iki kapı, dumanın dışarı çıkmasını sağlayacak şekilde tasarlanmış kubbeler… Gerçekten de müthiş bir işçilik. Yaldızlı gümüş pahalı bir malzeme. Bizans toplumunun seçkin bir düzeyinde üretildiğini ve kullanıldığını gösteriyor. 36 x 30 cm ölçüsündeki tütsülük kolaylıkla taşınmasını sağlayan kulplarla sabitlenmiş. Genel olarak 12. yüzyılın ortasına tarihleniyor. 📍 “Düşünüyorum” dedim ya, kafamda oturmayan konulardan biri süslemeler arasında bir dizi kabartma insan kadar gerçek ve fantastik hayvanların da olması. Kentaurlar ve bir sepete saklanan Eros’un yanı sıra tütsülüğün kapısında yer alan iki alegorik figür de oldukça seküler. Soldaki Frig şapkalı asker görüntülü adamın yanında ΑΝΔΡΙΑ (Cesaret), sağdaki çift etekli bir giysisi olan eli şakağında kadının yanında da HΦPONECIC (İhtiyat) yazıyor. 📍 Bu da bana haçların tütsülüğün formuna istinaden Venedik’e geldikten sonra eklendiğini düşündürüyor. Pek çok araştırmacı bu tasarımın bir saray ya da bahçe köşküne ait olabileceğini yazıyor. Kullanımı da bence kesinlikle seküler. Eğer gerçekten bahçelerdeki köşklerde kullanıldıysa açık havada tütsü yakmanın mantığı konusuna da kafa yormak gerekir ki bunda da 12. Yüzyıl Bizans edebiyatına başvurursak çiftlerin bahçelerdeki bu köşklerde buluştuğunu öğreniyoruz. 📍 Nereden nereye… Değil mi?




4 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Kare

Laleler

bottom of page