google-site-verification=PbL_5t5j-grNUlEnxPDPRb9h69cnQI7ks2lm5P-n88U
top of page

Kafka'nın çizgileri

“İnsan dünyasındaki her şey hayata uyanmış imgelerdir.” der Franz Kafka. 🖋✨




Onu hep sarsıcı kelimeleriyle tanırız ama Kafka’nın duygularını sadece satırlara değil, çizgilere de aktardığı pek bilinmez. Önce kolejde, sonra hukuk derslerinin o boğucu saatlerinde sıkıldıkça yaptığı, uzun süre gözlerden uzak kalan bu karalamalar; kimilerine göre saf bir dışavurumculuk, kimilerine göre ise keskin bir gerçekçilik barındırıyor.


Sevgilisi Felice Bauer’e yazdığı mektuplarda, bir zamanlar resme ne kadar yetenekli olduğundan ama kötü bir öğretmen yüzünden bu yeteneğini kaybettiğinden dert yanar. Aslında hiçbir yere ait olamayan Kafka’nın çizimleri de tıpkı kendisi gibi yalnızlık doludur.


O, bu çizimlerin geleneksel anlamda birer “resim” olmadığını, kendi içindeki derin tutku kalıntılarını ve sadece kendisinin gördüğü dünyayı tanımlamaya çalışan “özel ideogramlar” (simgeler) olduğunu söyler. Sopa, masa, sandalye gibi minimal nesnelerle resmedilen o kuklası figürler; son derece az, akışkan ve devingen çizgilerle yapılmış olsa da izleyicide müthiş bir iç gerilim yaratır. Kafka kâğıda değil, kendi içine bakar...


Hiçlikle yaşayan Franz Kafka’nın 1883’te doğduğu bugün, Türk edebiyatında sıra dışı üslubuyla unutulmazlar arasına giren büyük şair Küçük İskender’i de hayata veda ettiği yıldönümünde saygıyla anıyorum.


Onun o zamansız, keskin dizeleriyle bitirelim:

“Bir silahın şarjöründe tanışan iki soğuk mermi gibi, aynı bedene sıkılan iki el kurşun gibi, katille kurban arasında o birkaç saniyelik telaşla sevmiştim seni.” 🖤

.

.



 
 
 

Yorumlar


bottom of page