google-site-verification=PbL_5t5j-grNUlEnxPDPRb9h69cnQI7ks2lm5P-n88U
top of page

Kestane

Varlığını ilk kez Lidya Elması olarak Lidya Uygarlığı’ndan öğrendiğimiz kestane geçmişte çok değerliydi. Doyurucu olduğundan Batı Anadolu’da koloniler kuran eski Yunanlıların en önemli yiyeceklerindendi.

📍

Yunanistan’ın kireçli toprağını sevmeyen Lidya Elması, uzun uğraşlardan sonra Teselya Yarımadası’nda Kastania bölgesinde yetiştirebildi ve Avrupa’ya açıldı. Romalılar aldıkları yerin adını verip Kastania dediler ve Anadolu’daki Roma hakimiyetinde adı bu şekilde yerleşti. Sonunda kullandığımız kestaneye dönüştü.

📍

Kayın ağacı ve meşe ağacının yakın akrabası olan kestane, suya dayanıklı olduğundan ahşap malzeme olarak yağış alan yerlerde ya da tekne yapımında çok rağbet görür. Kestane ağacı yere düşen yapraklarıyla kendini besleyen bir ağaçtır.

📍

Unundan, şekerlemesine kadar zengin yelpazeye sahip ve besin değeri yüksektir. Ben şekerine bayılırım, Fransa Kralı XIV. Louis de severmiş ki saray mutfağı kayıtlarında “Marron glace” (Kestane Şekeri) tarifi mevcut.

📍

Sadece kebabının kokusu bile yeter aslında.

📍

At kestanesi mi? 16 . yüzyıldan beri hasta atların tedavisinde kullanıldığı için bu adı almış.




0 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Anne

Commenti


bottom of page