Manolya
- Ayse Bayvas
- 19 Nis
- 1 dakikada okunur
İstanbul’un çiçek takvimi, doğanın en zarif bayrak yarışıdır. Nergisler veda ederken mimozalar sarı bir bulut gibi şehre iner; tam “bahar geldi” derken sahneye o mağrur, devasa ve büyüleyici manolyalar çıkar.
🏙️🤍
Hafta başında İstanbul sokaklarında bu asil çiçeklerle karşılaşınca onların derin hikayelerini anlatmak istedim.☁️ “Koklamaya Kıyamamak”: Bu deyim sanki manolya için icat edilmiş. Dünyanın en çarpıcı kokularından birine sahiptir ama bir o kadar da narindir. Yaprağına dokunduğunuz, koklarken burnunuzun değdiği yer anında kahverengiye döner, çiçek size küser. O yüzden ona sadece uzaktan hayranlık duyulur.
🦖
Manolya sadece bir çiçek değil, yaşayan bir tarih. Araştırmalar bu familyanın 90 milyon yıldır dünyamızda olduğunu gösteriyor. Yani henüz arılar bile yokken, manolyalar bu gezegeni süslüyordu.
🏯
Eski Çin’de manolya ağacına sahip olma hakkı sadece imparatora aitti. Eğer imparator birine olan güvenini ve takdirini göstermek isterse, ona verilebilecek en değerli hediye bir manolya tohumuydu.
🧧
Kadim inanışlara göre, bahçesine veya kapısının önüne manolya ağacı diken kimsenin hayatına gerçek sevgiyi ve uğuru çekeceğine inanılır.
🕊️
Şu sıralar İstanbul’un gizli bahçelerinde, köşk önlerinde beyaz, pembe ve mor çiçekleriyle birer mum gibi göğe yükselen manolyaları görmenin tam vakti.



Yorumlar