google-site-verification=PbL_5t5j-grNUlEnxPDPRb9h69cnQI7ks2lm5P-n88U
top of page

"Çocuklar gibi"

Sabahattin Ali, sadece kalemiyle değil, yaşamıyla da hüzünlü ve derin izler bırakmış bir figür. Onun edebiyatında nahif ama sarsıcı bir ruh vardır. Bugün elimizden düşürmediğimiz o satırların ardında, aslında “anlaşılamamanın” yorgunluğu ve derin sevda hikayeleri saklı.

🖋️

Genç bir öğretmenken kalbini kaptırdığı Ayşe Sıtkı’ya duyduğu o karşılıksız, mahcup ama devasa hayranlık beni çok etkiler. O günlerde defterine düştüğü o meşhur dizeler, aslında hepimizin içindeki o sebepsiz hüzne tercüman oluyor:

“Beni en güzel günümde, sebepsiz bir keder alır...”

🖋️

Bazen birine duyulan hayranlık, ona kavuşmaktan çok daha büyük eserler bırakır geriye. Sabahattin Ali için Ayşe, bir kadından öte, hüzünlü şiirlerinin ilham perisiydi.

🖋️

Ancak hayatındaki en gerçek, en sarsılmaz ve en şefkat dolu liman ise eşi Aliye Ali’dir. Aliye, onun sadece eşi değil; hapis yıllarında, sürgünlerde ve geçim derdiyle boğuştuğu en karanlık günlerinde tutunduğu tek daldır.

🖋️

Dünya üstüne yıkılırken elini tutacak birinin olmasıdır aşk. Sabahattin Ali için Aliye; huzur, ev ve hiç bitmeyen bir ilkbahardı.

🖋️

Meşhur “Çocuklar Gibi” şiiri, işte bu güvenli sevdanın meyvesidir:

“Bende hiç tükenmez bir hayat vardı

Kırlara yayılan ilkbahar gibi...

Gözlerimde parlayan bir ışık vardı

Gökyüzünde parlayan güneşler gibi...”

🖋️

Huzurla uyu Sabahattin Ali… Seni, o hiç tükenmeyen ilkbaharını ve “çocuklar gibi” sevmeni çok sevdik. 🕊️


 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar


bottom of page