Bir aşk köprüsü
- Ayse Bayvas
- 9 Mar
- 2 dakikada okunur
Malabadi Köprüsü’nün efsanesi, yürekleri sızlatan bir aşk hikâyesiyle başlar…
❤️
Nehrin karşı yakasında yaşayan bir kıza delicesine âşık olan genç Bad, aralarındaki engin sular yüzünden sevgilisine bir türlü kavuşamaz. Her bakış, her iç çekiş, mesafenin acısını daha da derinleştirir.
❤️
Bir gün kız, hasrete daha fazla dayanamaz ve nehre atılır; Bad’ın kollarına ulaşmak için cesurca yüzer. Ama azgın sular onu kucaklar, tüm çırpınışlara, Bad’ın çaresiz haykırışlarına rağmen alıp götürür… Sevdiği kız, gözlerinin önünde kaybolup gider.
💔
Bu derin yara ile Bad, o dönemin Silvan beyi Meya Farqin’in huzuruna çıkar. Gözyaşları içinde anlatır: “İnsanlar sevdiklerine böyle mi kavuşmasın? Bu nehre bir köprü lazım, kimse bir daha aşkı uğruna boğulmasın!”
💔
Bey, sözü dinler ve köprünün inşasına başlar. Ama kemer o kadar geniş, o kadar heybetlidir ki işçiler yarıda bırakır. Ayasofya’nın kubbesi bile geçebilecek kadar muazzam bir açıklık… Bey, Bad’ı çağırır ve meydan okur: “Kalan kısmı sen tamamla bakalım.”
💔
Bad kabul eder, ama bir şartla:
“Köprüyü bitirirsem senin sağ elini bilekten keserim.
”Bey de gülümseyerek karşılık verir:“
Bitiremezsen ben senin sağ kolunu keserim.”
Bahis kabul edilir. Bad gece gündüz çalışır, taş taş üstüne koyar ve imkânsızı başarır; köprü tamamlanır.
💔
Söz sözdür. Bad, beyin sağ elini bilekten keser. O kesik elin izi, köprünün taşlarına kazınır; bugün bile görenleri hayrete düşürür.İşte o günden sonra bu muhteşem yapıya Kürtçe “Bad’ın Evi” anlamına gelen Malabadi adı verilir.
💔
Türkülerde “aşka mezar” diye anılsa da Malabadi Köprüsü, yalnızca bir geçiş yeri değildir. Kervanların konakladığı, yorgun yolcuların uzun kış gecelerinde birbirine sevdalarını fısıldadığı bir sığınaktır. Anlatılan her aşk öyküsü Dicle’ye karışır, oradan da uzak denizlere, başka yüreklere ulaşır…
💔
Bu taşlar sadece suyun üstünde durmaz; asırlık bir aşkın, cesaretin ve insan iradesinin sessiz tanığıdır.



Yorumlar