google-site-verification=PbL_5t5j-grNUlEnxPDPRb9h69cnQI7ks2lm5P-n88U
top of page

El Puente

Çok sıcak bir Temmuz günü Madrid’den Segovia’ya gitmek üzere trene bindim. Üzerimde şort, askılı tişört, şıpıdık terlik. Tren ilerledikçe yükseldiğimizi fark etmemle sağanak bir yağmurun başladığını anlamam aynı anda oldu. Hava birden soğudu. Segovia’ya vardığımda sağanak devam ediyordu, hava ise resmen buz gibiydi. Bekledim, bekledim… Yağmurun dinmeyeceğini anlayınca kentte hızlı bir tur yapmak için bir taksiye bindim.

📍

Onu gördüğümde yağmur hafifledi, bir mucize gibiydi. Taksiden indim, ayaklarım birikmiş sulara girip çıkarken son damlalarla ıslanmayı göze alıp etrafını dolaştım. Su kemerlerini hep sevmişimdir, su sistemleri özellikle de Mimar Sinan’ın yaptıkları çalışma alanımın bir parçası olmuştur. Ancak ona bakınca anladım ki bu heyecan bambaşkaydı.

📍

İspanyolların El Puente yani Köprü dedikleri Segovia su kemeri, Vitruvius’un De Architectura kitabına göre yapılmıştır. Şehre 17 km uzaktan su taşıyan kemer, yaklaşık 24.000 granit bloktan oluşur ve harç kullanılmamıştır. İmparator Trajan döneminde (98-117), Frio nehrinden şehre su taşımak için inşa edilen kemer, 728m uzunluğunda, eğim nedeniyle merkezdeki 28,5m’lik kısım hariç 9m yüksekliğindeki 165 kemerden oluşur.

📍

Muhteşem Roma mühendisliğinin bir örneği olan kemer, 1985’den beri UNESCO Dünya Miras Alanları Listesi’nde.



0 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Anne

Comments


bottom of page