Hemingway'in izinde
- Ayse Bayvas
- 12 Nis
- 1 dakikada okunur
Hemingway’in maskülen ve yalın dünyasına bir yolculuğa ne dersiniz? Ben gerçek bir tutkunuyum; öyle ki bir dönem yolumun düştüğü her şehirde onun ayak izlerini sürerdim. Eğer sizin de rotanız Madrid’e düşerse, tarihin ve edebiyatın tam kalbinde bir durak var: Sobrino de Botín.
🍷
Güneş de Doğar’ın final sahnelerini hatırlayın. Hemingway şöyle der:“Botín’in üst katında yedik yemeğimizi. Dünyadaki en iyi lokantalardan biridir.” Burası sadece Hemingway’in favorisi değil; 1725’ten beri yanan fırınıyla Guinness Rekorlar Kitabı’na göre dünyanın en eski restoranı. Plaza Mayor’un yanı başında, 1590’dan kalma bir binada tarih yazmaya devam ediyor.
🍽️
Restoranın ismi, kurucusu Fransız aşçı Jean Botín’in yeğenine (Sobrino) bir atıf. Eskiden bir han olan bu mekân, 1930’dan beri Gonzalez ailesinin ellerinde ruhunu koruyor.
🍽️
Kapıdan içeri girdiğiniz an modern dünya dışarıda kalıyor. 17. yüzyıldan kalma, tozlu ve büyüleyici şarap mahzenleri ile Hemingway’in meşhur masası, o ikonik guguklu saatin tam altında sizi bekliyor. Henüz dünyaca ünlü bir ressam değilken, Francisco Goya’nın burada bulaşıkçılık yaptığını bilmek mekana bambaşka bir derinlik katıyor.
🍷
Şarap lekeli zeminler ve asırlık duvarlar kimleri ağırlamadı ki? Jacqueline Kennedy Onassis’ten edebiyat devlerine kadar pek çok isim bu atmosferde soluklanmış. Botín’de yemek yemek, sadece bir öğün değil; Hemingway’in satırlarında, Goya’nın fırça darbelerinde ve tarihin tozlu sayfalarında bir gezintiye çıkmak gibi.









Yorumlar