google-site-verification=PbL_5t5j-grNUlEnxPDPRb9h69cnQI7ks2lm5P-n88U
top of page

Hemingway'in izinde

Hemingway’in maskülen ve yalın dünyasına bir yolculuğa ne dersiniz? Ben gerçek bir tutkunuyum; öyle ki bir dönem yolumun düştüğü her şehirde onun ayak izlerini sürerdim. Eğer sizin de rotanız Madrid’e düşerse, tarihin ve edebiyatın tam kalbinde bir durak var: Sobrino de Botín.

🍷

Güneş de Doğar’ın final sahnelerini hatırlayın. Hemingway şöyle der:“Botín’in üst katında yedik yemeğimizi. Dünyadaki en iyi lokantalardan biridir.” Burası sadece Hemingway’in favorisi değil; 1725’ten beri yanan fırınıyla Guinness Rekorlar Kitabı’na göre dünyanın en eski restoranı. Plaza Mayor’un yanı başında, 1590’dan kalma bir binada tarih yazmaya devam ediyor.

🍽️

Restoranın ismi, kurucusu Fransız aşçı Jean Botín’in yeğenine (Sobrino) bir atıf. Eskiden bir han olan bu mekân, 1930’dan beri Gonzalez ailesinin ellerinde ruhunu koruyor.

🍽️

Kapıdan içeri girdiğiniz an modern dünya dışarıda kalıyor. 17. yüzyıldan kalma, tozlu ve büyüleyici şarap mahzenleri ile Hemingway’in meşhur masası, o ikonik guguklu saatin tam altında sizi bekliyor. Henüz dünyaca ünlü bir ressam değilken, Francisco Goya’nın burada bulaşıkçılık yaptığını bilmek mekana bambaşka bir derinlik katıyor.

🍷

Şarap lekeli zeminler ve asırlık duvarlar kimleri ağırlamadı ki? Jacqueline Kennedy Onassis’ten edebiyat devlerine kadar pek çok isim bu atmosferde soluklanmış. Botín’de yemek yemek, sadece bir öğün değil; Hemingway’in satırlarında, Goya’nın fırça darbelerinde ve tarihin tozlu sayfalarında bir gezintiye çıkmak gibi.




 
 
 

Yorumlar


bottom of page