Huysuz münzevi
Balerinlerin zarif dünyasını tuvaline taşıyan o romantik ressamın, aslında kadınlardan nefret eden, stüdyosuna kilitli ve körleşmekte olan huysuz bir münzevi olduğunu biliyor muydunuz?
🎨
27 Eylül 1917’de aramızdan ayrılan Edgar Degas, Empresyonizm hareketinin kurucularından biri sayılsa da bu etiketten nefret ederdi. Kendini her zaman bir “Realist” olarak tanımlayan ustayı herkes zarif tütüler ve sahne ışıklarıyla hatırlar; fakat tuvallerinin arkasında oldukça sıra dışı ve az bilinen bir portre saklıdır:
Balerinler onun için çalışma nesnesiydi. Onları estetik bir hayranlıktan ziyade, vücudun zorlu hareketlerini incelemek için saatlerce gözlemlerdi. Hatta balerinler için “İnsanlar beni balerinlerin ressamı sanıyor. Oysa onlar benim için sadece kumaşın ve hareketin çizimindeki birer araç” derdi.
🧑🩰
Yaşamı boyunca sergilediği tek heykel olan “14 Yaşındaki Küçük Dansçı”, bronz değil; gerçek saç, gerçek tütü ve balmumundan yapılmıştı. Dönemin eleştirmenleri, heykelin yüz hatlarını bir “maymuna” benzeterek sergiyi skandalla bitirmişti. Degas ölünce, stüdyosunda gizlice yaptığı yüzlerce balmumu heykel daha keşfedildi.
Otuzlu yaşlarından itibaren retinasındaki bir hastalık yüzünden görme yetisini kademeli olarak kaybetti. Işığa aşırı hassas hale geldiği için açık havada resim yapmayı bıraktı. Tuvaldeki yağlı boyayı bırakıp pastel tebeşirlere ve dokunarak şekillendirebildiği heykeltıraşlığa sığınmasının asıl sebebi de bu körleşme süreciydi.
🎞️
Yaşlandıkça fotoğrafa takıntı derecesinde merak sardı. Karanlık odada saatlerce deneyler yapar, dostlarını gaz lambası ışığında poz vermeye zorlardı. Renoir ve Mallarmé gibi isimleri saatlerce kımıldamadan oturtmasıyla ünlüydü.
Işığı ve hareketi yakalama tutkusuyla kendi iç dünyasına kapanan, mükemmelin peşindeki o sıra dışı ustaya saygıyla... 🎨



Yorumlar