google-site-verification=PbL_5t5j-grNUlEnxPDPRb9h69cnQI7ks2lm5P-n88U
top of page

Çiğdem pilavı

Sümerlerden Hititlere, Aşık Veysel’in dizelerinden günümüz Anadolu köylerine uzanan devasa bir kültürel köprü: Çiğdem çiçeği. Sadece bir bitki değil, bereketin ve yeniden doğuşun binlerce yıllık sessiz tanığı…

🏵️

Hititçe adı olan AN.TAH.SUM, “gök soğanımızı artırsın” duasından gelir. Eski Türkçe’de nemli yerleri sevdiği için “çi” (yaş/nem) kökünden türeyen bu çiçek, Hititler döneminde bolluğun en büyük simgesiydi. Öyle ki; Hitit kralları baharın gelişini müjdeleyen bu çiçek için Hattuşa’da tam 38 gün süren görkemli ritüeller düzenlerdi.

🏵️

Bu kadim gelenek, kök saldığı topraklarda bugün bile nefes alıyor. Hititlerin kalbi olan Çorum’un Boğazkale ilçesinde düzenlenen “Çiğdem Aşı ve Geleneksel Çocuk Oyunları” etkinliği, antik çağın kutlamalarını modern dünyayla buluşturuyor.

🏵️

Orta Anadolu’da çocuklar “küsküç” dedikleri çubuklarla çiğdem köklerini çıkarır ve kapı kapı gezerek tekerlemelerle yağ ve bulgur toplarlar:“Dam başında boyunduruk, bekleye bekleye yorulduk...” Toplanan malzemelerle pişirilen “Çiğdem Pilavı” tüm köye dağıtılır; yağ verenlerin erkek, bulgur verenlerin kız çocuğu olacağına inanılan tatlı bir müjdeyle gelenek tamamlanır.

🏵️

Çiğdemin asil akrabası Safran, kendi ağırlığının 100.000 katı suyu boyayabilen gücüyle “altın” rengini temsil eder. Hitit krallarının giysilerine rengini veren bu asalet, Alacahöyük kabartmalarında taşlara işlenmiştir. Mitolojide ise Zeus ve Hera’nın yatağına bolluk getirmesi için serpilmiş, aşkın ve doğurganlığın sembolü olmuştur.


Baharın bu narin ama güçlü müjdecisi, Anadolu’nun derinliklerinden gelen en zarif mirasımızdır.


 
 
 

Yorumlar


bottom of page