Loris Marazzi
Venedik’te Peggy Guggenheim Müzesi’nden çıkıp o çok sevdiğim ara sokaklarda kaybolurken bir vitrin durdurdu beni. Yan yana duran deri bir ceket, bir şemsiye ve zarif iç çamaşırları… Ceketin kusursuzluğuna ve detaylarına öyle takıldım ki dükkanın tabelasına bakmak bile aklıma gelmedi. Oysa karşımda duranlar kumaş değil, ahşaptı. Çünkü orası sıradan bir dükkan değil, ahşabın hayat bulduğu bir sanat atölyesiydi.
Bugün köşemde, ahşaba kelimenin tam anlamıyla form ve ruh veren İtalyan usta Loris Marazzi var.
Marazzi; ham kiraz, ceviz ve çam ağaçlarını öyle bir işliyor ki, ortaya çıkan ceketleri veya elbiseleri görüp de alıp üzerinize geçirmek istememek imkansız. Ahşabın o sert doğası, onun ellerinde dökümlü bir kumaşın yumuşaklığına ve şık ev eşyalarına dönüşüyor.
Heykel sanatına yenilik, buluş ve müthiş bir duygu uyumu katan Marazzi, ahşabın sıcaklığını zamansız bir estetikle buluşturuyor. Sıradan bir ahşap bloğu alıp içine yaşanmışlık katması ve onu nefes alan, yaşayan bir heykele dönüştürmesindeki ustalık gerçekten büyüleyici.



Yorumlar