“Se mai continga...”
Floransa sokaklarında Michelangelo’nun gölgesi ne kadar peşimdeyse, Dante’nin ayak izleri de bir o kadar yanımdadır. Onun oturduğu taşta Beatrice’yi bekleyişindeki o sessiz aşktan tutun da sokak aralarındaki hüznüne kadar Dante’yi takip etmeyi çok severim.
İlahi Komedya’sıyla batı edebiyatını ve sanatını baştan yazan bu büyük şairin portreleri aslında oldukça sınırlıdır. En bilinen tasvirler 1532’de Agnolo Bronzino’nun Floransa’nın üç büyük ustası için yaptığı alegorik seridir.
Çoğumuzun bildiği klasik versiyonlarda Dante, Duomo’nun yanındaki meşhur taşına oturmuş, elinde eseriyle başını Cennet Bahçesi’ne çevirmiştir (2. Görsel). Ancak benim kalbimi çalan, ilk görseldeki o gizemli ve daha az bilinen versiyon...
Tenebrizmin sert ışık-gölge karşıtlığıyla zifiri karanlığın ortasında patlayan o kırmızı giysi, bakışları hemen hapseder. Uzmanlar 16. yüzyıl sonu dese de üslup çok daha geç bir dönemi fısıldar. Bana göre arkadaki o karanlık, hem Cehennem’in en derin uçurumu hem de ilahi ışığa açılan Empyrean’ın dar kapısıdır.
Çünkü Dante burada elimize 25. Kanto’nun ilk satırlarına açılan “Cennet” kitabını uzatır: “Se mai continga...” (Olması gerekiyorsa...)
Şimdi o derin karanlığa tekrar bakın... Sizce o uçurumun içinde ne var? Cehennem mi, Cennet mi? Sizi yutan bir karanlık mı, yoksa doğmak üzere olan bir aydınlık mı?
Hayat da tıpkı bu tablo gibi çok katmanlı. Tüm bu karanlığın ve belirsizliğin merkezinde değişmeyen tek şey var: Aşk. Zaten bu devasa eser de en başından beri aşk için yazılmadı mı?
📌 Eser Bilgisi:
Allegorical Portrait of Dante, Agnolo di Cosimo (Bronzino), c.1570, 130 x 136 cm, Özel Koleksiyon.
.
.




Yorumlar