Cemil Meriç
- Ayse Bayvas
- 3 gün önce
- 1 dakikada okunur
Ailesi Balkan Savaşları’nın alevleri arasından göçmüştü. Reyhanlı’da doğan Cemil Meriç’in ömür boyu sürecek olan o devasa yalnızlığı da daha çocukken başladı.
🥀
Babasının hep çatık kaşlı, annesinin hep mızmız olduğu bir evde kendini hep “yalnız ve yabancı” hissetti. Çocukken kalın camlı gözlüklerinden utanırdı. Kaderin acı bir cilvesi olarak; sığındığı o kelimeler ve kitaplar, 1954 yılında gözlerini ondan tamamen kopardı. Dünyası karardığında henüz 38 yaşındaydı ve ölmeyi bile düşündü...
✉️
Hayatının en karanlık döneminde, Hatay’da kaldığı otelde Lamia Hanım ile tanıştı. Hiç göremediği bu kadın, zifiri karanlığına doğan fırtınalı bir ışık oldu.
💔
Öyle sarsıcı bir tutkuydu ki bu; Cemil Meriç kör olduğu için mektupları kızı Ümit kaleme alıyor, eşi Fevziye Hanım ise bu acılı dâhinin hayata tutunuşunu sessizce izliyordu.
✍️
Meriç, hiç görmediği sevgilisine tam 56 mektup yazdırdı, Lamia ise ona 193 mektupla nefes oldu. O satırlarda şöyle haykırıyordu usta:
“Yıllar pencerelerimizden kuşlar gibi uçup gidecek; biz, ölüm dudaklarımızda son şarkımızı yarıda bıraktığı gün aynı ürperti, aynı susuzluk, aynı hayranlık içinde can vereceğiz...”
🕊️
“Sen benim vatanım, beşiğim, mezarım, kâinatımsın.”
🕊️
Bu sıra dışı aşk sadece 9 ay sürdü. Belki karanlığından bir kaçıştı Lamia, belki de en büyük vahası... Kim bilir?
🗺️
Cemil Meriç bu toprakların yetiştirdiği en sarsıcı düşünürdü. Marksizm ile İslam, Batı ile Doğu arasında, tam bir Araf’ta yaşadı. Hiçbir kalıba sığınmadı; önyargısızca, sadece “anlamak” için okudu ve yazdı.
📚
13 Haziran 1987’de o fırtınalı zihnini ve yorgun bedenini bu dünyaya bırakıp veda etti.
🥀
Fildişi kulesinden sonsuzluğa göçen usta... Yalnızlığın bitmiştir umarım.
.
.



Yorumlar