google-site-verification=PbL_5t5j-grNUlEnxPDPRb9h69cnQI7ks2lm5P-n88U
top of page

Kelebeğin Rüyası

1924 yılında bugün, Türk tıp ve edebiyat tarihinin en hüzünlü tanığı olan Heybeliada Sanatoryumu kapılarını açtı.

📜

Tüberküloz... Nam-ı diğer verem, ya da eski toprakların deyimiyle “ince hastalık”. İçinde trajik bir romantizm barındıran bu hastalık, yüzyıllardır sanatın ve şiirin en büyük ilham kaynaklarından biri oldu. İşte genç Cumhuriyet, bu amansız düşmana karşı en büyük savaşını Atatürk’ün emriyle bu tarihi binada başlattı.

🌲🌊

Burası sadece bir hastane değil; Türk edebiyatının kalbinin attığı bir hafıza mekânıydı. İsmet İnönü, Rıfat Ilgaz ve Ece Ayhan burada şifa aradı.

🌲

Ömürleri bir kelebeğin rüyası kadar kısa olan iki dahi şair, Muzaffer Tayyip Uslu ve Rüştü Onur o çam ağaçlarının altında, denize bakarak yazdılar en güzel dizelerini...

🌲

Tıpkı Rüştü Onur’un gitmeden hemen önce yazdığı gibi:


“Neyim varsa / Sana bırakmalıyım deniz.

Sende geçmeli mevsimlerim,

Sende çiçek açmalı ağaçlarım…

Sende ölmeliyim, / Bulutlara bakarak…”

🕊️

Prof. Dr. Siyami Ersek gibi dev isimleri yetiştiren ve 2005’e kadar binlerce insana nefes olan sanatoryum, 2009’daki o talihsiz yangından beri derin bir sessizliğe ve bilinmeze gömülmüş durumda...

🎬

Küçük bir öneri: Bu dokunaklı hikayeyi ekranda görmek isterseniz, Yılmaz Erdoğan’ın “Kelebeğin Rüyası” filmini mutlaka izleyin.

.

.



 
 
 

Yorumlar


bottom of page